• Çünkü Blizzard'ı seviyoruz!
  1. Foruma düzenleme yapılacağından belirsiz bir süre forumumuz kayıtlara kapalı olacak, yeni üyeliklere açılmayacaktır.

Arthas Menethil

'Lore' bölümündeki bu başlık Lo'Gosh tarafından başlatılmıştır, 6 Mayıs 2015.

  1. Lo'Gosh

    Lo'Gosh For Azeroth! Yönetici

    194
    24
    6 Mayıs 2015
    [​IMG]

    Lordaeron Veliahtı ve Gümüş El Şövalyesi Arthas Menethil, Kral 2. Terenas Menethil'in oğlu ve tahtının varisiydi. Uther the Lightbringer tarafından bir paladin olarak eğitim görüp, hoş büyücü Jaina Proudmoore ile romantik bir ilişki yaşamıştı.

    Umut verici başlangıçlarına rağmen, Arthas Azeroth'un tanıdığı en güçlü ve şeytani şeylerden biri haline geldi. Lanetli runeblade Frostmourne'u alarak Scourge'un ölüm şövalyelerinden biri haline gelmiş ve undeadlere Lordaeron, Quel'Thalas ve Dalaran'ı yıkımlarında önderlik etmiştir. En sonunda Frozen Throne'a gitmiş ve Lich King ile birleşmiştir.

    Yıllar boyunca Lich King olarak hükümdarlığından sonra, Arthas en nihayetinde Highlord Tirion Fordring ve Işığın şampiyonlarıyla yaptığı savaşta yenilmiştir. Babasının ruhunun kollarında, Arthas Menethil ölmüş ve Lich King ünvanını Scourge'un gücünü kontrol edebilecek asil bir ruha bırakmıştır.

    Arthas: Lich King'in Yükselişi

    Arthas, İlk Savaş'tan dört yıl önce Kral 2. Terenas Menethil ve Kraliçe Lianne Menethil'in oğlu olarak doğmuştur. Genç prens, savaşla harap olan Azeroth topraklarında, Alliance'ın çöktüğü ve kara bulutlar hâlâ ufukta bulunduğu zamanlarda büyümüştü.

    Küçük bir çocukken, Varian Wrynn ile en yakın arkadaş olmuş ve gelecekteki atı Invincible'in büyüyüşünü izlemişti. Gençken, dwarf kral Magni Bronzebeard'ın kardeşi Muradin Bronzebeard tarafından savaş teknikleri konusunda eğitilip becerikli bir kılıç ustası olurken, aynı zamanda Işığın yolunda, Uther the Lightbringer'in vesayeti altında eğitim görmüştür. Bir süre sonra, Terenas Menethil kızı Calia için, Lord Daval Prestor ile politik bir evlilik düzenlemişti. Calia bu karar ile çılgına dönmüştür ve Arthas onu sakinleştirmeye çalıştığında, Arthas'ın kendi eşini ve Lordaeron'un gelecekteki kraliçesini seçmesini dilemiştir.

    Arthas daha 19 yaşındayken Gümüş El Şövalyeleri'ne alınmıştır. Tören, Stormwind Şehri'ndeki Işık Katedrali'nde düzenlenmişti ve bu Arthas'ın Light's Vengeance adlı kutsal gürzü aldığı andı. Stormwind'deyken, Arthas yeni taç giyen Kral Varian Wrynn'i ve yeni doğmuş çocuğu Anduin Wrynn'i ziyaret etmiştir. Anduin, bu ziyaret esnasında Arthas'ın parmağını yakalamıştır. Arthas bir keresinde, ünlü orc gladyatörü Thrall'ı gördüğü Durnholde Kalesi'ni ziyaret etmişti. Gece boyunca kalede kalan Arthas'ın odasına, Aedelas onu memnun etmek için Taretha'yı göndermişti. Ancak Arthas onunla yalnızca konuşmuş ve Taretha'nın kendisine aşık olmaya başladığı Jaina Proudmoore'u hatırlattığını farketmişti. Daha sonra, Invincible'a binmiştir. Bu esnada gerçekleşen bir kazada Invincible ölümcül bir yara almıştır. Arthas'ın sevgili bineğinin acısını sona erdirmek için onu öldürmekten başka çaresi kalmamıştı. Ve bu ona hayatının geri kalanı boyunca musallat olacaktı.

    Arthas gençliğinde Daelin Proudmoore'un tek kızı büyücü Jaina ile tanışmıştı. İlişkileri ilk önce arkadaş olarak başlayıp, yıllar sonra romantik bir ilişkiye dönmüştü. Birbirlerine çok aşıktılar. Arthas bir keresinde sadece Jaina ile olmak için Dalaran'da kalmıştı. Bu ziyaret sırasında Antonidas, Arthas ve onunla aynı zamanda orada olan Kael'thas için bir ziyafet düzenlemişti. Ziyafette Arthas ve Antonidas, Terenas'ın sağlığı, Stormwind, genç Anduin Wrynn ve Arthas'ın ilişki durumları hakkında konuşmuştular. Jaina'yı seven bir diğer kişi olan Kael'thas bir keresinde Arthas ve Jaina'yı bir kemerin altında öpüşürlerken görmüş ve bu onu kızdırmıştı.

    Daha sonra Arthas Jaina'yı Noblegarden ve Hallow's End festivallerini kutlamak üzere Lordaeron'a davet etmişti. Bu esnada Arthas halka Jaina ile flört ettiklerini açıklamıştır. Ancak sonunda Arthas, ikisinin birlikte olmaya hazır olup olmadığını sorgulama başlamıştı. Arthas ilişkilerini aniden bitirmişti, böylece Jaina Dalaran'daki büyüsel çalışmalarına ve Arthas ta Lordaeron'daki işlerine odaklanabilecekti. Kısa bir süre sonra, ilişkilerini yeniden alevlendirmeye karar vermiştiler fakat bu, ikisinin de hayatlarını sonsuza dek değiştiren Scourge istilasının başladığı zamandı.

    Arthas, Stratholme'daki Tirion Fordring mahkemesinde dört jüriden biri olarak görev almıştı.

    Arthas güçlü, kendine güvenen genç bir adam, dik kafalı yapısına rağmen tanınan bir savaşçı ve Lordaeron'un en iyi kılıç kullanan insanlarından biri haline gelmişti. Dikbaşlı ve birazda kibirli olsa da hiç kimse Arthas'ın yiğitliğine ve azmine itiraz edemezdi. Arthas'ın en bilinen başarılarından biri, Zul'Aman'ın orman Troll'ü ordularının Quel'Thalas boyunca yerleşim yerlerine yaptığı baskınlara karşı, karşı saldırıya geçerek onların saldırılarını sona erdirmesiydi.

    Bozulma Öncesi, Gümüş El Şövalyesi

    Undeath Vebası

    Lordaeron'da sorunlar baş göstermeye başlamıştı. Orclar toplama kamplarından kaçıyordular ve kuzey topraklarını kırıp geçiren bir veba haberleri yayılıyordu. Arthas ve Uther, Strahnbrad'a kasabayı orc baskınlarından korumak üzere gönderilmişti. Genç prens, kara ejderha Searinox'u öldürmüş ve dwarf Feranor Steeltoe'nun bir alev küresi haline getirmesi için onun kalbini almıştı. Arthas bu büyülü objeyi, Blackrock Klanı'nın raidleri yöneten blademaster'ını öldürmek için kullanmıştı.

    [​IMG]
    Warcraft III'te Paladin Arthas

    Ancak, undeath vebası şeklinde ortaya daha aşağılık bir tehlike çıkmıştı. Jaina ve Yüzbaşı Falric, garip vebayı araştırmak üzere 24 yaşına gelen Arthas'a katılmak için gönderilmişti. Veba ile kaplı bir ambarda bir undead ordusu bulmuştular. Brill kasabsaında Kel'Thuzad adlı bir necromancır ile karşılaşıp onu Andorhal'a kadar izlemiştiler.

    Kel'Thuzad, Andorhal'daki depolanmış tahılları çoktan enfekte etmiş ve onları uzaktaki köylere sevk etmişti. Arthas onu öldürmeden önce Kel'Thuzad, Scourge'u yöneten bir Nathrezim şeytanı olan Mal'Ganis'den bahsetmişti. Jaina ve Arthas onunla yüzleşmek üzere kuzeye, Stratholme'a gitmiştiler.

    Yolda, Arthas ve Jaina dinlenmek umuduyla Hearthglen'de durdular. Bunun yerine yaklaşan bir undead ordusu uyarısında bulundular. Arthas, Jaina'ya Uther'ı bulmasını ve o arkada kasabayı korumak üzere kalırken onun yardımını aramasını emretmişti. Dehşet içinde, Arthas vebanın sadece toplu katliam aracı olmadığını, onun yerine masum kasaba halkını undead yaratıklara dönüştürdüğünü keşfetmişti. Arthas'ın kuvvetleri zorlukla dayanmıştılar ve tam yenilginin eşiğine geldiklerinde Uther takviyelerle gelerek köyü kurtarmıştı.

    Stratholme'a giderken, Arthas esrarengiz peygamber Medivh ile karşılaştı. Medivh, Arthas'a babası Terenas'a verdiği aynı tavsiyeyi verdi - batıya, Kalimdor'a gitmesini. Arthas yerinin halkının yanı olduğunu savundu ve onları terk etmeyeceğine dair söz verdi. Jaina peygamberin haklı olabileceğini söyledi fakat Arthas ona aldırış etmedi ve Stratholme'a devam etti.

    Stratholme İtlafı

    Oraya vardığında, tahılların çoktan dağıtıldığını öğrendi ve insanların yakında undead'e dönüşeceklerini biliyordu. Uther ve şövalyelerine tüm kasabayı temizlemesini emretti. Dehşet içinde Uther Arthas'ı, kral olsa bile böyle bir emre uymayacağını söyleyerek azarladı. Uther'ın bir vatan hainliği işlediğini ilan ederek, Arthas Gümüş Eş Şövalyeleri'ni dağıttı. Arthas'a sadık kalan askerleri enfekte insanları katlederken, Jaina ile birlikte askerlerinden bazıları Uther ile ayrıldı.

    Arthas Stratholme insanlarını öldürmeye başladığında, kasaba halkının ruhlarını almaya çalışan Mal'Ganis'in kendisiyle karşılaştı. Mal'Ganis onlara ulaşmadan, Arthas insanları yok etmeye çalıştı. En sonunda Arthas dreadlord ile son bir hesaplaşma talep etti. Mal'Ganis kaçtı ancak onunla Northrend'de buluşmaya yemin etti. Arthas Stratholme'u ateşe verdi. O gün Arthas'ın içine bir kurt düştü, vebaya karşı yetersizliği onu yakında takip edeceği soğuk ıssız yola koydu.

    Northrend

    Arthas, Mal'Ganis'i askerlerinden oluşan bir müfrezeyle takip etti. Bir ay sonra Daggercap Koyu'na ulaştılar. Kamp kurmak için uygun bir yer ararlarken, Arthas'ın adamlarına, dwarf kaşifler loncası tarafından tanınmadan önce ateş açıldı. Arthas eski arkadaşı ve akıl hocası Muradin Bronzebeard'ı gördüğünde şok olmuştu. İlk başta Muradin, Arthas'ın rün kılıcı Frostmourne'u ararken undeadler tarafından kuşatılan askerlerini kurtarmak için gönderilen bir ekibi yönettiğini sandı. Arthas, bunun bir tesadüf olduğunu itiraf etti. Hep birlikte yakındaki undead kampını yok etmişlerdi fakat Mal'Ganis'den hâlâ iz yoktu.

    Muradin ve Arthas Frostmourne'u aramaya gittiğinde, Lordaeron'dan bir elçi zeplin ile geldi ve Yüzbaşı Luc Valonforth ile konuştu. Uther ve Terenas'tan emirler taşıyor, Arthas ve adamlarının eve dönmelerini emrediyordu. Arthas üsse geri döndüğünde, adamları görev yerlerini terk etmiş ve tekneleriyle ormana doğru ilerliyordular. Arthas'ın Mal'Ganis yok olmadan dönmeye niyeti yoktu. Bazı yerli Buz Troll'ü paralı askerlerin yardımıyla, adamları ulaşmadan önce teknelere ulaşarak onları yaktı. Adamları geldiğinde Arthas askerlerine ihanet ederek onları gemileri yakmakla suçladı ve Yüzbaşı'na onları öldürttü. Arthas adamlarına eve dönmenin bir anlamı olmadığını ve Northrend'den ayrılmanın tek yolunun zafer olduğunu söyledi.

    Frostmourne Rün Kılıcı

    Arthas ve askerleri, Frostmourne'u aramak üzere Draktharon Kalesi'ne ilerlerdiler. Arthas ulaştığında, Mal'Ganis ona göründü ve Arthas'ın öleceğini haber verdi. Yüzbaşı'nı kambı korumak üzere arkada bırakarak, Arthas Muradin ile birlikte Frostmourne'u aramaya gitti.

    Kadim bir geçiş kapısını kullanarak Arthas, Muradin ve adamlarından oluşan küçük bir grup efsanevi rün kılıcının yakınlarına gitti. Arthas, kendi güvenliği için onu Frostmourne'dan uzak tutmaya çalışan Guardian ile karşı karşıya geldi. Guardian düştü, Arthas ve Muradin ödüllerini aldılar. Bir yazıtı okuyan Muradin kılıcın lanetli olduğuna dair onu uyardı ve Arthas'a "bu intikam arzusunu unut ve adamlarını evlerine götür" diyerek yalvardı fakat Arthas kararlıydı. "Eğer insanlarını kurtaracaksa, herşeyi yada her bedeli ödemeye razı olduğu"nu belirterek, mağaranın ruhlarından kılıcı buzlu hapsinden çıkarmaları için yardım istedi. Silah serbest kaldığında, Muradin bir buz kırığıyla vuruldu ve bayıldı. Tam Muradin'e yardım etmeye yönelmişti ki, o anda kafasının içindeki Frostmourne'un çağrısıyla vazgeçirildi. Kutsal savaş gürzü Light's Vengeance'ı bırakarak, Frostmourne'u aldı ve Muradin'i ölü halde bırakarak üssüne geri döndü. Elinde Frostmourne ile Arthas Mal'Ganis'in kölelerini yendi ve sonunda şeytan ile karşı karşıya geldi.

    [​IMG]
    Arthas'ın Elinde Frostmourne

    Mal'Ganis, ona şuan duyduğu sesin Lich King olduğunu söyledi. Ancak, dreadlord için sürpriz bir şekilde duyduğu sesin ona Mal'Ganis'i yok etmesi yönünde talimat verdiğini söyledi. Dreadlord'u öldürdükten sonra, Arthas askerlerini kendi kaderlerine bırakarak donmuş kuzeye kaçtı.

    [​IMG]
    Arthas, Mal'Ganis'i Öldürürken

    Bozulma, Lich King'in Şampiyonu

    İhanet

    Northrend'de Arthas, Lich King'in ölüm şövalyelerinden ilki oldu ve kendi adamlarının çoğunu katletti. Aralarından bazıları (Falric, Marwyn ve Thassarian gibi) Arthas'ın hizmetinde ölüm şövalyeleri olarak canlandırıldılar.

    Arthas aylar sonra Lordaeron'a döndü, ve krallık şampiyonunun dönüşünden memnun oldu. Arthas Falric ve Marwyn ile birlikte İmparatorluk odasına girdi ve tahtın önünde eğildi. Babasına artık tacının ağırlığını taşımak zorunda olmadığını söyledikten sonra, Arthas kalktı ve Terenas'a doğru Frostmourne ile koştu. Kralın kanlı, kırık tacı o günden beri kayıptır.

    [​IMG]
    Arthas'ın Terenas'ı Katledişi


    Daha sonra Arthas Scourge'u Kapital Şehir'in üzerine saldı. Düşen kahraman Killoren'in karısı Vivian'ı buldu. Thassarian'ın içinde bir çatışma hisseden Arthas, kendisine olan bağlılığını kanıtlaması için Thassarian'a kendi annesi Vivian'ı öldürmesini emretti.

    Falric ve Marwyn'i şehirdeki kuvvetlerini denetlemesi için arkada bırakırken, Arthas Balnir Çiftliği'ne koştu. Orada, necromantic güçlerini sadık bineği Invincible'ı undead olarak canlandırmak üzere kullanarak, ona bir kez daha hizmet etmesini sağlamıştır.

    Bir kaç gün sonra, yeni efendisi Lich King'in teklifine uyarayak Arthas, Vandermar köyünde yeniden ortaya çıktı. Orada, Mal'Ganis gibi bir dreadlord olan Tichondrius the Darkener ile buluştu. Dreadlord'un Mal'Ganis olduğunu düşünerek Arthas onu tehdit etti fakat bunun kendisini tebrik etmeye gelen dreadlord olduğunu keşfetti. Arthas ile konuştuğunda, yaptıklarından artık pişmanlık duymadığını söyledi. Kılıcın ruhları çalmak için tasarlandığını açıklayan Tichondrius, Arthas'ın kendi ruhunun alınan ilk ruh olduğunu söyledi.

    Arthas, Andorhal'a, Kel'Thuzad'ın cesedini almaya giderken, Vandermar'da saklanan aşağılık Cult of the Damned üyelerini topladı ve oraya ilerlerken onların büyüsel yetenekleriyle desteklendi. Arthas mezarı koruyan paladin Gavinrad the Dire'ı öldürdü ve necromancer'ın kalıntılarını ele geçirdi. Bu Kel'Thuzad'ın hayaletini bir varlık haline getirdi ve o gizlice Arthas'a dreadlord'a güvenmemesine dair talimat verdi. Arthas bunu sessizce düşündü.

    Kel'Thuzad'ın kalıntıları kötü bir şekilde çürümüştü ve yeniden canlandırılması için Quel'Thalas'taki mistik Sunwell'e götürülmesi gerekiyordu. Tichondrius, Arthas'ı Kel'Thuzad'ın kalıntılarını taşımak için kullanılabilecek bir mistik vazoyu almaya gönderdi. Ancak vazo Gümüş El Şövalyeleri'nin elindeydi. Arthas, kendisini ihanetinden dolayı kınayan Ballador the Bright ve Sage Truthbearer adlı iki paladini öldürdü. Ardından, vazonun babası Kral Terenas'ın küllerini barındırdığını açıklayan Uther the Lightbringer ile karşı karşıya geldi. Arthas yaşam boyunca ona rehberlik eden Uther'i öldürdü ve vazoyu ele geçirdi. Babasının kalıntılarını ardında bırakarak, onları Kel'Thuzad'ın kalıntılarıyla yer değiştirdi, ardından Quel'Thalas'a doğru uzun yolculuğuna başladı.

    Quel'Thalas'ın Düşüşü

    Arthas, Ranger-General Sylvanas Windrunner tarafından yönetilen güçlü bir elf direnişiyle karşılaştı. Driving their forces before his undead army, he steadily pushed her people back in a swath of destruction towards Silvermoon. Sylvanas büyük elf kapitalini yaklaşan Scourge'e karşı uyarmaya çalıştı fakat Arthas kamplarını yok etti ve Ranger-General'i öldürdü. Ona karşı yaptığı saygısızlığı ödetmek için Arthas, Sylvanas'ın elf ruhunu bozulmaya uğrattı, onu sapmış korkunç bir forma (banshee) dönüştürdü ve Lich King için köleleştirerek, kendi insanlarını katletmeye zorladı.

    [​IMG]
    Arthas, Scourge'u Silvermoon'a Doğru Yönetiyor

    Yürüyen Scourge ordusuyla birlikte Arthas, Silvermoon'u yok ederek ardında yalnızca yıkım bıraktı. Sunwell yolunda, Quel'Thalas'ın yaşlı Yüksek Kralı Anasterian Sunstrider ile karşılaştı ve onu da hiç zorlanmadan öldürdü. Ardından Arthas Sunwell'i, KelThuzad'ı hayata döndürüp, onu bir undead lich olarak yeniden canlandırmak üzere kullandı.

    Dalaran'ın Yıkımı

    İkisi Alterac'a ilerlerken, Kel'Thuzad "İkinci İstila"yı ve Lich King ile Scourge'ün planlarını tam anlamıyla açıkladı. Kel'Thuzad, demon lord Archimonde ile konuşabileceği bir şeytan geçidinin kontrolünü ele geçiren Blackrock Klan'ı orclarının kampını yok etmek için Alterac'taydı. Scourge, orcları yok etti ve daha sonra Kel'Thuzad Archimonde'dan emirler aldı, dünyanın tüm büyücülerinin güç tahtı olan Dalaran şehri için yola çıktılar. Archimonde onlara, kendisini Azeroth'a getirmesini sağlayabilecek olan Medivh'in büyü kitabını almaları yönünde talimat verdi.

    Kirin Tor'un işgali püskürtmek üzere gerçekleştirdiği tüm çabalarına rağmen, Scourge onların büyülü savunmalarını ve koruma duvarlarını yıktı, Archmage Antonidas'ı öldürerek, Medivh'in Kitabı'nı ele geçirdi.

    Kel'Thuzad, şeytan lordu çağırma ritualine başlarken, Arthas ve askerleri büyücünün karşı saldırısını püskürttü. Archimonde vardığında, Lich King'in Lejyon (Yanan Lejyon -Burning Legion-) için artık kullanılmadığını ve Tichondrius'un Scourge'ü yöneteceğini duyurdu. Arthas kendisine ve Kel'Thuzad'a ne olacağını düşünmek için ayrıldı fakat lich her şeyin Lich King'in öngördüğü gibi ilerlediğini söyledi. İkisi, Archimonde güçlü bir ritual kullanarak Dalaran'ı yıkarken ayrıldılar.

    Arthas birkaç ay sonra Tichondrius'un, Skull of Gul'dan'ın gizemli güçlerini kullandığı Kalimdor'da göründü. Kel'Thuzad, Arthas'a Lich King'in planının son bölümünü anlattı ve Arthas'ı Kalimdor'a, Illidan'ın yakınına ışınladı. Yeni serbest kalan şeytan avcısı Illidan'a Arthas, Skull of Gul'dan'ın güçlerini nasıl kendi himayesinde kullanabileceğini anlattı, böylece Tichondrius'u yok edebilecekti.Illidan onun planını kabul etti ve Arthas yine kayboldu.

    Lordaeron'a Dönüş

    Archimonde, dreadlord üçlüsünü ülkenin kontrol altında kaldığından emin olmak ve Ner'zhul'un kurnaz hizmetkârlarını gözetlemek üzere Lordaeron'un harap saray bahçelerinde bıraktı. Demon lord yenildiğinde yine de bunun farkında değildiler. Arthas tahtını geri almak için aylar sonra geri döndüğünde değişti. Anında kaçan dreadlordları tehdit etti ve sonra Sylvanas ve Kel'Thuzad'ı kendi tarafına çağırdı. Hep beraber bölgede kalan, Dagren the Orcslayer, Halakh the Lifebringer ve Magroth the Defender tarafından yönetilen human mültecileri ezdiler. Ancak savaşın doruğunda, Arthas acılı bir nöbet geçirdi ve Lich King'in kendisini çağırdığını hissetti. Azalan güçlerine rağmen Arthas, geriye kalan tüm insanlar ölene dek savaştı.

    Arthas, Lich King'in gücünün artık Sylvanas'ı kontrol altında tutamayacağı bir seviyeye düştüğünü bilmiyordu. Gizlice, Sylvanas kendisine Lich King'in gücünün azaldığını ve intikamını almanın zamanı geldiğini söyleyen üç dreadlord ile buluştu.

    Arthas kapital şehirde pusuya düşürüldü ve bulabildiği tüm sadık askerleri bulup güçlü abomination Bloodfeast'in de dahil olduğu dreadlord'ların güçlerine karşı savaşmaya zorlandı. Şehrin sınırlarına yaklaştığında, kendilerinin Sylvanas tarafından Arthas'ı güvenli bir yere götürmeleri için görevlendirildiklerini belirten bir banshee kadrosu tarafından kurtarıldı. Ancak ormanda boş bir noktaya yaklaştıklarında Arthas, Lich King'den başka bir uyarı alarak ihanete uğradığını öğrendi. O anda Sylvanas ortaya çıktı ve Arthas'ı felç edici bir ok ile vurdu. Son anda Kel'Thuzad araya girdi ve Sylvanas'ı kovaladı.

    Fakat Lich King'in zihinsel çığlıkları Arthas'ın zihnini deliyordu - şeytani güçler (daha sonradan Illidan ve nagalar olduğu ortaya çıkacak) Frozen Throne'u yok etmeye ve Kral'ın saltanatını sona erdirmeye çalıştığı için Northrend'de dönmesi söylendi. Lordaeron'u izlemesi için Kel'Thuzad'ı arkada bırakırken, Arthas hemen filosunu hazırladı ve Northrend'e yelken açtı.

    Northrend'e Kaçış

    Üç hafta sonra Arthas Northrend'in tanıdık sahillerine ayak bastı ve beklenmedik bir şekilde kendini, krallıklarının yıkımının intikamını almak için liderleri Kael'thas tarafından yönetilen blood elfler tarafından saldırı altında buldu. Arthas yine beklenmedik bir şekilde, kendini Azjol-Nerub'un eski kralı olarak tanıtan büyük crypt lord Anub'arak tarafından kurtarıldı. Kael'thas güvenli bir yere ışınlanmadan önce, ön keşif kuvvetleri düşse bile, ana ordusunun kolay kolay yenilmeyeceğine dair Arthas'ı uyardı.

    [​IMG]
    Arthas Northrend'de

    Arthas haklı olabileceği ve Illidan'dan önce Icecrown Citadel'e ulaşamayacakları konusunda endişelendi fakat Anub'arak farklı düşünüyordu. Illidan'ı yenmek için yeraltı geçitlerini kullanarak parçalanmış Azjol-Nerub krallığından geçmeyi önerdi. Başka çaresi olmadığından, Arthas kabul etti.

    Anug'arak kadim bir mavi ejderha ve Malygos'un hizmetkârı olan Sapphiron'un definelerini yağmalayı ve onları ejderhanın hazineleriyle birlikte kuşanmayı önerdi. Ejderhayı sadece öldürmediler, Arthas kalan tüm gücünü Sapphiron'u güçlü bir frost wyrm olarak canlandırmak üzere kullandı.

    Frozen Throne'a Yarış

    Azjol-Nerub'un kapılarına geldiğinde, Arthas kendini, kendilerini liderleri öldüğünde orada kalan Muradin'in takipçileri olarak tanıtan dwarflar tarafından ateş altında buldu. Artık Muradin'in astı, Baelgun Flamebeard tarafından yönetiliyorlardı. Sapphiron'u dışarıda bırakan Arthas sadece Baelgun'ın dwarflarıyla değil ayrıca kırık Örümcek Krallığı'na daldıkça nerubian kurtulanlarıyla da savaştı. Anub'arak's aid was invaluable, as he circumvented many traps which would have cut Arthas' stay fatally short.

    Arthas Baelgun ile karşılaştığında, dwarf değişen dünyanın krallığından altındaki kadim bir şeytani serbest bıraktığına dair uyardı. Arthas ve Anub'arak krallığın derinliklerine indikçe, o şeytan gün yüzüne çıktı, sadece efsanelerde bulunan güçlü, acımasız ırk Faceless One'lar. Arthas ve Anub'arak, inanılmaz güçlü Forgotten one'ı bile öldürmeyi başardı.

    İkili Üst Krallığa doğru ilerledikçe, Anub'arak'ı Arthas'dan ayıran ve bulundukları geçidin çökmesine sebep olan bir deprem oldu. Anub'arak Arthas'a doğru yolunu kazmadan önce, genç kral çeşitli korkutucu bubi tuzaklarını fark edebilmek için zekasına güvenmek zorundaydı. Tekrar bir araya geldiklerinde, crypt efendisi Ner'zhul'un neden onu şampiyonu olarak seçtiğini anladığını söyleyerek, genç ölüm şövalyesine iltifat etti. Arthas ve Anub'arak Azjol-Nerub'dan çıktıkça Lich King, Arthas ile tekrar iletişim kurdu ve Frozen Throne'un kırıldığını ve enerjisinin sızdığından dolayı gücünü kaybettiğini açıkladı. Yaklaşan savaşta ihtiyacı olacağını bildiğinden, Ner'zhul Arthas'ın güçlerini yeniledi.

    Sonunda yüzeye çıktıklarında, derhal Illidan'ın kuvvetleriyle uğraşmak zorunda kaldılar. Vashj'ın nagası ve Kael'in blood elfleri her fırsatta Arthas'ın köleleriyle yüzleşmeye hazırdı. Anub'arak'ın yardımıyla, Arthas onların kuvvetlerine karşı savaştı ve buzulun etrafındaki dört Icecrown Obelisk'lerini büyüsel olarak aktifleştirdi, Frozen Throne kapılarını açtı. Ancak Illidan onu bekliyordu. Arthas, onu Azeroth'u terk etmesi ve bir daha dönmesi yönünde uyardı.


    Lich King Galibiyeti

    Kısa ama şiddetli bir savaştan sonra Illidan yanlışlıkla kendini açıkta bıraktı ve Arthas bu avantajı kullanarak şeytan avcısının göğsünü Frostmourne ile kesti. Illidan karların üzerine kapaklanırken, Arthas Icecrown kapılarına doğru döndü.

    Arthas boş buzula girdi ve buza zincirlenmiş sarmala doğru baktı. Kaderine doğru merdivenlerden yukarı tırmanırken, unuttuklarının sesi meyninde yankılanıyordu. Muradin Bronzebeard'ın, Uther'ın ve Jaina'nın kendisine seslenişini duydu ancak o görmezden geldi ve yükselmeye devam etti. En sonunda, doruk noktasına ulaştı ve önünde bir buz fıçısı gördü. İçinde, devasa bir tahtın üzerine yerleşmiş bir zırh gördü. Artık kendisiyle konuşan tek ses - Ner'zhul'un fısıltısıydı:

    "Kılıcı geri getir... döngüyü tamamla... beni bu hapisten serbest bırak!"

    Büyük bir güç çığlığıyla, Arthas Frostmourne'u Lich King'in buzlu hapsine karşı kullandı ve akıldan çıkmayan bir çığlıkla Frozen Throne patladı, kristal kırıkları yere dağıldı. Ayağının ucundaki Ner'zhul'un dikenli miğferiyle birlikte Arthas öne doğru eğildi, onu aldı ve hayal edilemeyecek derecede güçlü artifakı kafasına yerleştirdi.

    Beraber konuştular, "Artık, biriz."


    Scourge'ün Lich King'i

    Yıllar boyunca Arthas geçmişini hayal etti. En sonunda insanlığının son kalıntılarını yok etti ve Ner'zhul'un ruhunu tüketerek kendisinin Lich King'in baskın kişiliği olmasını sağladı.

    Lich King Arthas, Scourge tarafından başka bir Azeroth istilası başlatarak, Nortrend'de Horde, Alliance, Argent Crusade ve Knights of the Ebon Blade tarafından bir karşı saldırıyı provoke etti. Bunu yaparken, güçlü kahramanları Northrend'e geçti ve zayıfları ayıklayıp, güçlüleri kendi saflarına katmak için onlara birçok mücadeleler hazırladı. Dünyanın en büyük savaşçılarını yeni şampiyonları olarak canlandırmayı ve onları kendi ülkelerine saldırtmayı planlıyordu, tıpkı kendi macerasının bir yansımasını yaşar gibi.

    Ölümü

    Arthas'ın planı, Tirion Fordring tarafından yönetilen bir grup maceracı Icecrown Citadel'e saldırıp, Frozen Throne'a yükselene kadar başarıyla işliyordu. Lich King, Tirion'u bir buz bloğunda dondurdu ve ona karşı duran maceracıların Azeroth'taki "en büyük savaş gücü" olduğundan pek memnundu, onları güçlü bir darbe (Fury of Frostmourne) ile öldürdü. Tam onları undeath olarak canlandırmak üzereyken, Tirion kendini buz hapsinden kurtardı ve Frostmourne'u Ashbringer ile parçaladı. Bu, içindeki ruhların serbest kalarak, Lich King'e saldırıp onu hareketsiz kılmalarına sebep oldu. Ardından Terenas'ın ruhu, Arthas'ı öldürmesi için Tirion'a yardım eden düşen kahramanları canlandırdı. Frostmourne'un yok edilmesi ve Hakimiyet Miğferi'nin ulaşılamaz olmasıyla birlikte, Lich King bir zamanlar olduğu kişiliğe dönüştü: Lordaeron Prensi Arthas Menethil'e. Can çekişirken babasının ruhu tarafından teselli edildi. Arthas Terenas'a sordu: "Baba, bitti mi?" ve Terenas yanıtladı: "En sonunda. Hiçbir kral sonsuza dek hükmedemez, oğlum." Arthas önünde yalnızca karanlığı gördüğünü söyledi, gözleri kapandı ve cansız eli yere düşerek son nefesini verdi.

     
    Son düzenleme: 7 Aralık 2015

Sosyal medyada...